MEVLANA PARKI
image

T.C.

MARMARİS BELEDİYESİ

 

Park Adı :  MEVLANA PARKI

 

Park Konum Bilgisi:  Beldibi mahallesi Atatürk bulvarı ile Pınar caddesi kesişiminde yer almaktadır.

 

Park Alanı:  873 m²

 

Parkın Genel Özellikleri:  Parkın anayola bakan cephesinde 1 adet büfe, parkın içinde ise çocuk oyun alanı, egzersiz alanı ve yeşil alan bulunmaktadır.

 

 

Mevlana Kimdir?

 

Doğum tarihi ve yeri: 30 Eylül 1207, Belh

Ölüm tarihi ve yeri: 17 Aralık 1273, Konya

Tam adı: Jalâl ad-Dîn Muhammad Balkhî

 

Muhammed Celâleddîn-i Rumi, veya kısaca bilinen adıyla Mevlânâ, 13. yüzyılda yaşamış Fars Sünni Müslüman şair, fâkih, âlim, ilahiyatçı ve Sufi mutasavvıftır.

Bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinin Belh şehrinde 1207 tarihinde doğmuştur. Mevlana ismi, Sultan Veled, Şems-i Tebrizi ve sevenlerince kullanılmış; adeta onunla özdeşleşen evrensel bir simge olmuştur.

Mevlânâ çocukluk döneminin dışındaki yıllarının büyük çoğunluğunu, önceki asırlardaki isimlendirmeyle "Diyâr-ı Rûm"da geçirdiği ve bu bölgedeki Konya'yı vatan edindiği için batılılarca da "Rûmî" (Rum ülkesinden; Anadolulu) sıfatıyla anılmıştır. Bunların yanı sıra vatan edindiği şehre işaret etmek üzere XIII. asırdan itibaren Konevî (Konyalı) sıfatı da adıyla birlikte birçok eserde yer alır.

 

Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

 

Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrılmış ve ilk durağı Nişâbur olmuştur. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen  tanınmış mutasavvıf  Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

 

Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etmiştir.. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğramış ve sonrasında Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) gelmiştir. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.

 

1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

 

Bu yıllarda Anadolu’nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkârlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis etti.

Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnedildi.

 

Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

 

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü.

 

Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

 

 

Mevlana, yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetlemiştir.

 

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet etmişti.

 

 

“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.”

 

Mevlana Celâleddîn-i Rumi

 

 

 

Edebî Kişiliği ve Eserleri

 

Mevlânâ'nın âleme ve varlıklara dikkatli bir bakışı vardır. Bu yüzden hemen her şey onun şiirlerine konu olmuştur. Eserlerinde daha çok tasavvufla ilgili konular üzerinde durur. Tasavvufun temel noktası olan "vahdet-i vücûd" (varlığın birliği) ve İlahî aşk konularını geniş olarak ele alır.

 

Şiirlerinin şekline ve sanat yönüne fazla önem vermediği görülen Mevlânâ'nın terci-i bendinin bentlerindeki beyit sayıları birbirinden farklıdır. Kendine özgü buluş ve anlatımı ile dikkat çeken Mevlânâ, şiirlerini özünden ve hissederek söyler. O, dönemin edebî geleneğinden farklı olarak konuları serbest bir şekilde işlemiştir. Farsça yazmakla birlikte şiirinde Türk zevki hemen kendini gösterir. Bazı gazelleri, musammat gazel örnekleri olarak karşımıza çıkar. Mısraların ortada ve sonda kafiyelenerek bir beytin dört mısra hâline getirilmesi de Mevlânâ ile başlamıştır. Bu durum daha sonraki şairlerde özellikle Yunus Emre ve Nesîmî'de yaygın şekilde kendini gösterecek ve Türk şiirinin Eski Türkçeden gelen bir görünümü olacaktır.

 

Bizzat Mevlânâ eserlerinde Senâî ve Attâr'ı anmakta ve onlardan beyitler ve görüşler aktarmaktadır. Mevlânâ'nın bütün eserlerindeki ana fikir ve bakış tarzı hemen hemen aynıdır denebilir.

 

Gazellerinde eğitici-öğretici beyitler olduğu gibi, Mesnevî'sinde de heyecan ve coşku dolu beyitler az değildir. Ayrıca bütün eserlerinin arasında bilgi, söyleyiş ve üslup açısından var olan beraberlikler çok belirgindir. Söz başlarındaki edebî girişler dışında sözündeki açıklık ve içtenlik, konuşma diline olan yakınlık Farsça ve Arapça beyitlerinin, aynı zamanda beyitleri arasındaki Türkçe ve Rumca ifadelerinin ortak özelliğidir.

Onun şiiri, Horasan üslubu veya Türkistan tarzı diye bilinen Moğol öncesi Horasan ve Mâverâünnehir şairlerinin üslubunun özelliklerini taşımaktadır.

 

Mevlana, Hüsâmeddin Çelebi'yi Mesnevî'sinde anmış ve eserini ona ithaf ederek ismini Hüsamî-nâme koymuştur.

 

Şiirin, kafiyenin ve veznin kayıtlarından rahatsız olduğunu, kendisi dile getirmiştir. Hatta kendi ifadesiyle filozof da değildir, şair de.

 

Mevlânâ'nın en önemli iki eseri, her ikisi de manzum olarak yazılan Mesnevî (Mesnevi-i Ma'nevî) ile Divan-ı Kebir'dir.

 

 

 

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

 

Mevlana Celâleddîn-i Rumi

 

 

 

Parklarla ilgili Genel Uyarılar

 

  1. Park ve oyun alanlarında oynayan çocukların sorumluluğu ailelerine ait olduğundan çocukların yalnız bırakılmaması gerekmektedir.

 

  1. İnsan sağlığı ve çevre temizliği için çöplerinizi lütfen çöp kutularına atınız. Aksi durumda yasal işlem uygulanacaktır.

 

  1. Çocukların olumsuz etkilenmesine sebep olacağından sigara ve alkol kullanılmaması gerekmektedir.

 

  1. Çocukların sağlığı açısından park ve oyun alanlarında evcil hayvanların gezdirilmesi yasaktır. Aksi durumda yasal işlem uygulanacaktır.

 

  1. Çocuklara ve ailelere yönelik tehlikeli bir ortam oluşmaması açısından parklarımıza motorlu her türlü aracın girişi yasaktır. Aksi durumda yasal işlem uygulanacaktır.

 

  1. Akıllı mobil cihazınızdaki karekod uygulamasıyla park tabelası üzerindeki kodu okutarak parklarımız hakkında her türlü öneri, istek ve şikayetlerinizi iletebilirsiniz.

 

  1. Akıllı mobil cihazınızdaki uygulama sayesinde park tabelası üzerinde yer alan kodu kullanarak parklarımız hakkında bilgi alabilir ve bilgi paylaşımını hızlandırmamıza katkı sağlayabilirsiniz.
  2. Güvenli ve huzurlu bir ortamın sağlanması amacıyla parklarımız güvenlik kamerasıyla izlenmektedir.